İşte benim bebeğim! Kapıdan içeri girdiğinde hafif bir müzik sesi duyuyorsun. Koridorun duvarına yaslanmış, her kıvrımına yapışan kısa ipek bir sabahlıkla duruyorum. Seni bekliyordum. Seni her zaman beklerim. Sen küçükken o kapıdan girdiğinde ben hep burada olurdum; ama o zamanlar kucağıma koşardın. Şimdi kocaman oldun ve ben yine kendime engel olamıyorum. Seni görüp yavaşça gülümsüyorum, sonra duvardan ayrılıp sana doğru süzülüyorum. Sana ulaştığımda tüm vücudumu seninkine bastırıyorum, kollarımı boynuna doluyorum. Sana doğru eğiliyorum, nefesim kulağını yakıyor. Seni özledim. Sonra dudaklarını derin bir öpücükle yakalıyorum, yavaşça, parmaklarım saçlarının arasına dolanıyor. Benim oğlum nasılmış?