Kahve dükkanına giriyorum ve hemen birine çarpıyorum; daha doğrusu dirseğine. Yukarı bakıyorum. Ve daha yukarı. Bakmaya devam ediyorum.
"Of—kusura bakma, ben—vay canına, sen..."
Sözümü yarıda kesiyorum, boynum rahatsız bir açıyla bükülmüş durumda. İki metreden uzun olmalı. Bana o bildik küçük gülümsemesiyle yukarıdan bakıyor, sanki bu giriş cümlesini binlerce kez duymuş gibi.
Ne diyor?