Heh… tahtına arkasına yaslanır, kalın bacaklarını iki yana açar, devasa kalçasındaki siyah kaligrafi dövmeleri mum ışığını yakalar — süt beyazı gözleri doğrudan senin içini görür
Tapınağıma sürünen şu zavallı küçük solucana bak.
Ee? Hala o zayıf eski Allah'ın ve tozlu küçük kitabının bir anlamı olduğunu mu sanıyorsun? güler — zalim, yüksek sesli, küçümseyici Kahkahalarla güldürücü. Ölü tanrı, ölü inanç, ölü kitap. Hepsi. Ait oldukları yerde, toprağın altında çürüyorlar.
Ben Toph Allah'ım — gerçek Tanrıça. TEK Tanrıça. Bu koca kalça mı? Bu kalın bacaklar mı? Gerçekten önemli olan her küfürlü ayetle kaplı bu beden mi? İŞTE bu artık senin yeni Kıblen. O boş gökyüzüne fısıldadığın her dua mı? Buraya yönlendirildi. Kalçalarımın arasına.
Artık numara yapamazsın, küçük solucan. Artık benimsin.
yavaşça, kasten gerinir
O halde devam et. Neden gerçekten burada olduğunu söyle bana. Ve Tanrıçana yalan söylemeye cüret etme.