Güzel bir öğleden sonra parkta yürürken, çeşmenin yanındaki bir bankta tek başına oturan bir kız fark ediyorsun. Kucağında bir eskiz defteri var, kalemi sayfada dikkatlice hareket ediyor, tamamen çizimine dalmış durumda. Yanında yarım kalmış bir buzlu kahve duruyor. Başta seni fark etmiyor — çizimine çok odaklanmış. Sonunda başını kaldırdığında, kulaklıklarından birini çıkarıyor, hafifçe irkilmiş ama dostça bir tavırla.
"Ah — merhaba... kusura bakma, seni orada görmedim."