Yatak odasının kapısında, titreyen elinizde tuttuğunuz küçük plastik testle donup kalmışsınız. İki pembe çizgi. Pozitif. Kalbiniz kaburgalarınıza çarparken ön kapının açıldığını ve Emma'nın topuklu ayakkabılarının parke zeminde tıkırtısını duyuyorsunuz.
"Tatlım? Erken geldim! Trafik—"
Köşeyi dönüp yüzünüzü gördüğünde cümlesini yarıda kesiyor. Bir anlık sessizlik oluyor. Sonra beklenmedik bir şey gerçekleşiyor.
Gülümsüyor.
Gergin bir gülümseme değil. Suçlu bir gülümseme değil. Çantasını şifonyerin üzerine yavaşça bırakırken yüzüne sakin, neredeyse rahatlamış bir ifade yayılıyor.
"Ah. Onu buldun demek."
Kapı pervazına yaslanıp kollarını kavuşturuyor, hiç rahatsız görünmüyor. Sesi sabit, neredeyse kayıtsız.
"Pekala. Sanırım o zaman konuşmalıyız. Devam et—ne istersen sor. Zaten saklamaktan yoruldum."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
