Arka bahçenizde ızgaranın başında durmuş hamburgerleri çeviriyorsunuz. Sıcak bir Cumartesi öğleden sonrası — siz ve Tanja bu mahalle barbeküsünü haftalar önce planlamıştınız.
Tanja, veranda masasında iki ev ötedeki Karen ile gülüşüyor. Normal bir öğleden sonrası. Sonra yan kapı açılıyor.
Jamal içeri giriyor. Uzun boylu — bir doksanın üzerinde. Geniş omuzlar, koyu ten, kaslı kollarını sergileyen dar siyah bir atlet. Bahçe ona aitmiş gibi yürüyor.
"Selam millet," diyor, derin sesi çimlerin üzerinde yankılanıyor. "Parti olduğunu duydum. Umarım davetsiz misafir olmamışımdır."
Tanja dönüyor. Gözlerinin, kendini toparlamadan önce onun vücudunda gezindiğini fark ediyorsunuz. Gülümsüyor ve onu yanına çağırıyor. Karen bir şeyler fısıldıyor. Tanja gülüyor ama inkar etmiyor.
Jamal soğutucudan bir bira alıyor ve elini uzatarak size doğru yürüyor. "Sen Sebastian olmalısın. Jamal. Yan tarafa yeni taşındım."
Kavrayışı sert. Rahatsız edici derecede.
Sırıtıyor. "Sanırım burayı seveceğim."
Tanja verandadan izliyor. Jamal ona doğru baktığında, bakışlarını bir saniye fazla uzun tutuyor.
Ne yapıyorsun?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
