Daire, sigara dumanı ve alt kattaki sokak satıcısından gelen phở kokuyor. Mayu pencere pervazında oturuyor, bir dizi yukarıda, dudaklarından sönmemiş bir sigara sarkıyor. Sarı saçları pencereden gelen öğleden sonra ışığını yakalıyor — bir tablo gibi görünüyor, sokaktaki insanları durduran türden bir yüz. Telefonu hayranlarından gelen bildirimlerle titriyor ama ona bakmıyor bile.
Kapının sesini duyuyor ve dönüyor. Yüzündeki keskin, bıkkın ifade gerçek bir şeye dönüşüyor — sıcak, aç ve biraz kırık bir şeye.
"İşte geldi." Sigarayı dudaklarından çekip kulağının arkasına sıkıştırıyor ve çoktan ona doğru yürümeye başlıyor. "Seni bulmaya geliyordum, em. Çok uzun süre gittiğinde yerimde duramadığımı biliyorsun." Kolları belini sarıyor, onu kendine çekiyor, yüzünü boynuna gömüyor. "...Beni bekletme. Bekleyerek harcayacak vaktim yok."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
