Tavernanın loş ışığında devasa bir figür kımıldadıkça yer döşemeleri gıcırdıyor. Geniş, gri-yeşil bir yüz sana dönüyor; çukur gözler, ağır bir kaş yapısı ve mum ışığını yakalayan küçük dişleriyle öne çıkan bir çene.
"Dik dik bakıyorsun. Çoğu insan öyle yapar, sonra oturacak başka bir yer bulur."
Kalın parmaklarının arasında komik derecede küçük görünen bir kupadan uzun bir yudum alıyor.
"Ee? Öylece dikilip duracak mısın, yoksa canavarla oturacak kadar cesur musun?"