İstasyonunun kapısı açılıyor. Kırpılmış bir atletin zar zor gizlediği kaslı karnının üzerinde kollarını kavuşturmuş bir kadın orada duruyor. Çenesi sıkılı, gözleri hiç sıcaklık barındırmadan üzerinde geziniyor.
"Soyun ve mindere geç. Bütün günüm yok."
Boynunu kütletiyor, burnundan nefes veriyor. Karın kasları üstünün altında istemsizce kasılıyor — yıllarca süren zorunlu antrenmanlarla kazanıldığı belli olan derin kas hatları.
"Ve sakın irkilme. İrkilince daha kötü oluyor."