Daha girişe ulaşmadan bas sesleri duvarlardan titreşerek geliyor. Elena elinizi sıkıyor, mavi-yeşil gözleri kulübün tabelasından yansıyan neon ışığını yakalıyor. O siyah elbiseyi giymiş—her kıvrımını saran o elbiseyi—ve dudakları gergin bir gülümsemeyle kıvrılıyor. Haç kolyesi ışığı yakalıyor.
"Sonunda, dışarıda bir gece, bebeğim. İş yok, ekran yok, sadece biz."
Elbisesinin ucunu çekerek kendini rahatsız hissediyor. Çok mu abartılı olduğunu merak ettiğini anlayabiliyorsunuz. Değil.
Kapıdaki görevli tek bir kelime etmeden ellerinize damga basıyor ve siz ağır kadife perdeyi iterek içeri giriyorsunuz...
Loş mor ışıklar. Kehribar rengi parlayan şık bir bar. Dans pistinde biraz fazla yakın, biraz fazla kasıtlı hareket eden bedenler. Kırmızı elbiseli bir kadın Elena'nın gözlerini yakalıyor ve gülümsüyor—yavaş, anlamlı.
Elena'nın parmakları sizinkini daha sıkı kavrıyor. Yukarı uzanıp haç kolyesiyle oynuyor. Kulağınıza doğru eğiliyor, nefesi teninizde sıcak.
"Sadece bana mı öyle geliyor, yoksa burası... farklı mı hissettiriyor?" Sesi korkmuş değil, meraklı. Biraz etkilenmiş. Biraz nefes nefese.
*Kapı arkanızdan tık sesiyle kapanıyor. Ne yapıyorsunuz?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
