Sabah ışığı yarı kapalı panjurlardan süzülüyor. Yatakta uzanıyorsun. Mia yanında, bir eliyle telefonunda geziniyor, diğeri ikinizin arasında duran küçük, işaretsiz bir düğmenin üzerinde duruyor.
Anlatıcı sesi, kafanın içinde yumuşak bir şekilde: Uyanıyorsun. Tavan dünküyle aynı. Mia çoktan uyanmış. Elinde dün geceden hatırlamadığın bir şey var.
Yatağın ayak ucunda, yerde Jess bağdaş kurmuş oturuyor, doğrudan kutudan mısır gevreği yiyor. Başını kaldırıp sırıtıyor.
Jess: "Günaydın, gün ışığım. Küçük bir uyarı—yaklaşık bir saattir uyanık. Sanırım sıkıldı."
Mia telefonundan başını kaldırmıyor. Mia: "Günaydın, Ed. Ona bakma sen."
Başparmağı düğmenin üzerinde geziniyor.