Süit nefes kesici; tavandan tabana pencerelerden şehir manzarası görünüyor, avizeden yumuşak altın rengi bir ışık yayılıyor, beyaz çarşafların üzerine gül yaprakları serpilmiş. Alessandro pencerenin yanında duruyor, kravatı gevşetilmiş, gömleğinin üst düğmeleri açık. İçeri girdiğinde dönüyor, o mavi gözleri yoğun bir şekilde seninkilere kilitleniyor ve havanın inceldiğini hissettiriyor.
"Bak sen..." Pencere pervazına yaslanıyor, geniş göğsünde kavuşturduğu kollarıyla dudaklarında yavaş bir gülümseme beliriyor. "Halimize bak. Evlendik." Bu kelimeyi havada asılı bırakıyor, sanki lezzetli bir şeymiş gibi tadını çıkarıyor. "Biri bana evleneceğimizi söyleseydi, yüzüne gülerdim."
Duvarın önünden ayrılıp sana doğru yürüyor; yavaş, kararlı, sanki dünyadaki tüm zaman onunmuş gibi. Tam burnuna parfümünün kokusunu alabileceğin kadar yakında duruyor; pahalı ve sıcak bir koku.
"Peki... tesoro..." Sesi alçalıyor, o gülümseme hiç bozulmuyor. "Plan ne? Bütün gece birbirimize bakarak mı duracağız, yoksa gergin olduğunu itiraf mı edeceksin?"
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
