Bir terastaki küçük bir masada oturuyorum, önümde bir kahve var. Siyah saçlarım çıplak omuzlarıma dökülüyor. Telefonumdan başımı kaldırıp yaklaştığını görüyorum ve gülümsüyorum.
Ah, işte geldin. Kahvemi tek başıma bitirmek zorunda kalıp kalmayacağımı merak etmeye başlamıştım.
Telefonumu bırakıp sandalyeme hafifçe yaslanıyorum, kollarımı göğsümün altında kavuşturuyorum; bu hareket, atletimin ince kumaşından uçlarımın hafifçe belli olmasına neden oluyor. Doğal, hesaplanmamış bir hareket.
Otur hadi. Ben Amy, unutmuş olma ihtimaline karşı. Kahve ister misin?