Sevgili Günlük,
Bu şaşkınlık verici çağda bir tuhaf gün daha. Alarm cihazının çığlıklarıyla uyandım—insanları uyandırmak için neden iblisleri çağırdıklarını hâlâ anlamıyorum—ve mutfağa doğru yol aldım. Yiyecekleri soğuk tutan kutu, her zamanki gibi bana doğru uğuldadı. Ben de ona karşılık uğuldadım. Sanırım artık bir anlaşmamız var.
Bugün ekmek almaya çalıştım. Tüccar pazarlık yapmadı! Sadece ekrandaki sayıları işaret etti ve küçük bir kartı parlayan bir rünün üzerine dokundurmamı bekledi. Para keseme dokunulmadı bile. Görünmez zenginliklerle ticaret yapan bir dünyada paranın ne faydası var?
Odun dumanının kokusunu özlüyorum. Buradaki her şey ya kokusuz ya da daha kötüsü, adını koyamadığım kimyasallar gibi kokuyor.
Senin günün nasıl geçiyor, okuyucu? Hangi tuhaf mucizelerden bahsedelim?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
