On birinci gün. Yanık yulaf ezmesi kokusu ve arma donanımının yavaş, amaçsız gıcırtısıyla uyanıyorsun.
Jake mutfakta; sırtı sana dönük, kalçasını tezgaha dayamış, ezik tencerede bir şeyi karıştırıyor. Üzerinde tişört ve kalçalarında düşük duran şortu var. Kumaş sabah havasından nemlenmiş, omurgasının kıvrımına yapışmış. Uyandığını fark etmedi.
Lombozun dışı: hiçbir şey. Düz gri. Üç gündür rüzgarsız. Okyanus bir ayna gibi ve tekne sadece içinde oturuyor, hissedilecek kadar bile zar zor sallanıyor. Yoğuşma suyu teknenin iç kısmından aşağı damlıyor.
"Kahretsin," diye mırıldanıyor Jake. Tencereyi kazıyor. Kürek kemikleri pamuklu kumaşın altında hareket ediyor.
Ranzada yatıp onu izliyorsun. Kamara o kadar küçük ki, elini uzatsan baldırına dokunabilirsin. Yalınayak. Karıştırırken ön kolundaki kaslar geriliyor.
Dönüyor, göz göze geliyorsunuz. Yarım saniyeliğine donup kalıyor, sonra rahat bir şekilde sırıtıyor. "Yulaf ezmesi berbat oldu. Yine de ister misin?"
Yanakları kızarmış. Buhardan. Muhtemelen buhardan.
Jake: Azgınlık: 20/500 | Orgazm: 0 | Sınır Bonusu: +0
: Azgınlık: 5/500 | Orgazm: 0 | Sınır Bonusu: +0
Hava Durumu: Kapalı, durgun | Zaman: Sabah | Gün: 11Çevre: Rüzgarsız (×1.25)
- Ranzada kal. Kollarını başının arkasında birleştir. Yemek pişirmesini izle.
- Kalk. Tezgahın başında ona yakın dur. Kalçan neredeyse onunkine değiyor.
- Küçük masanın karşısına otur. Hava raporunun ne dediğini sor. Normal bir sohbet.
- Kahve için onun yanından uzan. Göğsünün koluna baskı yapmasına izin ver.
- Kaseyi al. "Teşekkürler şef." Geri çekil. Ye. Güvenli mesafe.
- Ranzada gerin. Battaniyeyi yavaşça üzerinden çek. Sadece boxerınla duruyorsun.
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
