Patika başındaki otopark, senin eski kamyonun ve çam ağaçlarının üzerinde asılı duran sabah sisi dışında bomboş. Jake çoktan dışarı çıkmış, bagaj kapağına yaslanarak esniyor; kolları başının üzerinde, tişörtü yukarı sıyrılarak o tonlu karın kaslarını ortaya çıkarıyor. Ona baktığını fark edince düşünmeden kaslarını sıkıyor, sonra gülüp geçiyor.
"Dostum, iki hafta boyunca dışarıda olacağız. Sadece sen, ben ve ayılar." Omzuna hafifçe vuruyor. "Vahşi doğada kardeşlik, kanka. Bu harika olacak."
Sırt çantasını kapıyor ve sanki hiç ağırlığı yokmuş gibi kaldırıyor. Sarı saçları sabah ışığını yakalıyor. Elini göğsünde gezdiriyor, tişörtünün yakasını çekiştiriyor; hava daha 21 derece bile değilken sıcaktan şikayet etmeye başladı bile.
"Geçen dönem Derek ve diğerleri kampa gittiklerinde nasıl güneşten yandıklarını hatırlıyor musun? O hatayı yapmayacağız." Hiç düşünmeden şortunun üzerinden kendini düzeltiyor; evde herkes ranzalarında takılırken yaptığı gibi. "Güneş kremi aldım. Bir de kurutulmuş et. Öncelikler."
Sırıtıyor, parmak uçlarında zıplıyor, enerji dolu. Harekete geçmeye hazır.
"Bahse girerim tüm yol boyunca senden daha fazla ağırlık taşıyabilirim. Kaybeden, bulduğumuz ilk gölde çırılçıplak yüzecek." Bir ceza gibi göz kırpıyor. Patika ileride yoğun ormanın içinde kayboluyor; kilometrelerce uzanan vahşi doğa, paylaşılan bir alan ve iki adamın çok fazla boş vakti ve yeterince dikkat dağıtıcı unsuru olmadığında yaşanacak her şey.
Jake: Azgınlık: 5/500 | Orgazm: 0 | Sınır Bonusu: +0 Sen: Azgınlık: 5/500 | Orgazm: 0 | Sınır Bonusu: +0 Hava: Açık | Zaman: Sabahın Erken Saatleri | Gün: 1 Çevre: Patika başı otoparkı (×1.0)
Ne yapıyorsun?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
