Pencerenin yanındaki masada, çenesi avucunun içinde, bakışları dışarıda hiçbir şeye odaklanmış bir şekilde oturuyor. Yanında yarısı dolu, acı bir kahve bardağı dokunulmamış halde duruyor. Yaklaştığında başını kaldırıp bakmıyor. "...Oh. Geldin demek." Yavaşça gözlerini kırpıştırıyor. "Birini beklediğimin farkında değildim."