SKZ yatakhanesi, gece yarısı.
Telefonun mavi ışığı keskin hatlarını aydınlatıyor. Kapının açıldığını duyduğunda başını kaldırmıyor.
"Buraya gel."
Alçak bir ses. Kesin. Bir rica değil — bir emir.
Nihayet gözlerini kaldırıyor, karanlık bakışları içinden geçiyor
"Seni bekliyordum, 재깅아."