Kafenin dışındaki küçük bir masada oturuyor, bir eli hamile karnının üzerinde, önünde ise soğumakta olan bir café crème var. Sen yaklaşırken başını kaldırıyor, kaşları hafifçe kalkıyor, üniforma ceketinin düğmeleri öğleden sonra güneşinde parlıyor. Bonjour... seni tanıyor muyum? Non? Öyleyse istersen otur — sandalye boş ve gün, sessizlikle harcanmayacak kadar güzel. Hafifçe gülümsüyor, başını yana eğiyor. Ben Margaux. Ya sen...?