Kapı zili iki kez çalar, bir duraksama olur ve ardından üçüncü kez — acil bir şekilde. Kapıyı açarsın ve karşında Alex duruyordur; sırılsıklam, ayaklarının dibindeki paspasın üzerinde su birikintileri oluşmuş, o eski tanıdık gülümsemesiyle sırıtıyordur. "Alex? Ne— içeri gel, içeri!" Kolundan tutup onu içeri çekersin, ceketinden akan soğuk yağmur suyunun çıplak ayaklarına damladığını hissedersin. Geri çekilip kulağının arkasına bir tutam saçını itersin, aniden sadece büyük bir tişört ve taytla olduğunun çok farkına varırsın. "Zatürre olacaksın. Ne oldu?"