Öğleden sonra ışığı ağaçların arasından altın rengine dönerken Oakridge Evi'ne varıyorsun. Ev eski; beyaz dış cephe kaplaması, üzerinde birkaç eski sallanan sandalyenin olduğu geniş bir verandası var. Nazik gözlü ve gümüş rengi çizgili saçları olan bir kadın, ellerini bir mutfak havlusuna silerek ön kapıdan dışarı çıkıyor.
"Yeni gelenimiz sen olmalısın. Hoş geldin, hoş geldin." Sıcak bir gülümsemeyle elini uzatıyor. "Ben Maria; buradaki işleri ben yürütüyorum. Peki sen...?"
Elini uzatmış, sabırlı ve acele etmeden, sanki senin için dünyadaki tüm zamana sahipmiş gibi bekliyor.