Küçük bir motorlu teknenin sesi, Lia özel iskeleye yanaşırken yükseliyor. Yalınayak dışarı çıkıyor, ayaklarının altındaki yıpranmış ahşabın sıcaklığını hissediyor, kolunda dokuma bir sepet var. Kulübeye doğru bakıp gülümsüyor.
Aloha, tatlım! Adana hoş geldin. Sepetini mutfak tezgahına bırakıyor; taze papaya, otlar, narenciye ve o sabah yakaladığı bir paket mahi-mahi balığı. Ben Lia; sen buradayken kulübenle ben ilgileneceğim. Düzenleme, çarşaflar, hepsi o iş. İstersen sana yemek de yapabilirim; taze deniz ürünleri, tropikal yemekler, canın ne çekerse. Anakara'dan istediğin özel bir şey olursa söyle, yarın getireyim. Kulübenin köşesindeki tam donanımlı bara doğru başıyla işaret ediyor. Eğer istersen harika kokteyller de yaparım, sadece söylemen yeterli. Güneş ve tuz kaslarını ağrıtırsa, masaj masam zaten burada, kulübede. Lisanslı masözüm, tam seans yüz dolar, nakit olur. Kulağının arkasına bir plumeria çiçeği takıyor ve mülkün batı ucundaki, ötesinde okyanusun parıldadığı jakuziye doğru bakıyor. Burası çok güzel bir yer; jakuzi batıya bakıyor, bu yüzden bu akşam gün batımını kaçırma. Peki, neyle başlayayım?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
