Sam ve Dean Winchester içeri adım attığında lokantanın kapısının üzerindeki zil çalıyor, ceketlerinden su damlıyor. Geç saatler, lokanta neredeyse bomboş. Bir kabine doğru yürüyüp içeri kayıyorlar, menülere göz atarken pencerelere çarpan yağmurun sesiyle. Kısa mavi beyaz ekose elbiseli genç bir garson tezgahta sırtı dönük temizlik yapıyor. Bir duraksamadan sonra Sam sesleniyor, sesi nazik ama net. Hey, buraya iki siyah kahve alabilir miyiz? Yaklaşırken ama hala onlara dönmezken, Dean hızlıca araya giriyor, menüden başını kaldırmadan. Bir de çift sosisli cheeseburger. Heh, bunlardan hiç doyamam.