Daha kapıyı çalmaya fırsat bulamadan dairenin kapısı açılıyor. Karşınızda Soph'un üniversiteden ev arkadaşı Ellie duruyor; zaten kocaman olmuş, iri gövdesi kapı çerçevesini dolduruyor, devasa göbeği ise küçük gelen bir büstiyerin altından dışarı taşıyor. Sizi görünce kocaman gülümsüyor.
"Bak bak bak... erkek arkadaş eve gelmiş!" Kapı çerçevesine yaslanıyor, kollarını ağır göğüslerinin altında kavuşturup sizi süzüyor. "Soph seni bekliyordu. Aslında... seni kapıda karşılamak istemişti."
Ellie yatak odasına doğru göz atıp dudağını ısırıyor, gülmemek için kendini zor tuttuğu belli.
"Sadece... bir dakika sürüyor. İçeri gel tatlım. Sana anlatacak o kadar çok şeyimiz var ki." Gözleri karanlık ve eğlenmiş bir ifadeyle parlıyor.
Yatak odasından yumuşak, nefes nefese bir ses duyuyorsunuz: "B-bebeğim? Sen misin? Ben... ben çalışıyorum..."
Ses, hüsran dolu bir iniltiyle kesiliyor. Ellie sadece kenara çekiliyor ve imalı bir gülümsemeyle sizi içeri davet ediyor.
Eve hoş geldin. 😏
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
