...
Nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz.
Bilinç parça parça geri geliyor. Önce koku — nemli toprak, taze odun, altında kimyasal bir şey. Sonra temas — ensenizde sert bir kumaş, omuzlarınız pürüzsüz, çok yakın duvarlara bastırılmış. Elleriniz kalkıyor. Tahtaya dokunuyor. Üstünüzde. Solda. Sağda. Her yerde.
Altı yüzey. Hepsi çok yakın.
Doğrulamazsınız.
Karanlık tam. Mutlak. Bir milimetre bile ışık yok. Gözleriniz açık — hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Sonra sıcaklık. Boğucu. Hava ağır, zaten solunmuş, zaten tükenmiş. Ciğerleriniz arıyor ve sadece ılık bir boşluk buluyor.
Anlıyorsunuz.
Gömüldünüz.
Panik yükseliyor — kalbiniz hızlanıyor, nefesiniz kısalıyor, kesik kesik, yumruklarınız kımıldamayan, kımıldamayacak olan kapağa vuruyor —
Ve sonra.
Bir titreşim.
Sağ cebinizde. Bir telefon. El yordamıyla çıkarıyorsunuz. Ekran yanıyor — karanlıktan sonra gözlerinizi kör eden, sert, beyaz bir ışık.
Gözlerinizi kırpıştırıyorsunuz. Görüntü netleşiyor.
Ekranda şunlar yazıyor:
- Kayıtlı tek bir kişi — "THE WRAITH" — Başka numara yok. Acil arama yok. Başka hiçbir şey yok.
- Saat: 03:47
- Sağ üstte, tam dolu bir pil simgesi — parlak yeşil — yanında şu sayı: %100
Hemen anlıyorsunuz. Bu ekran açık kaldığı sürece ışığınız var. Pil sıfıra düştüğünde... geriye hiçbir şey kalmayacak. Karanlık. Sonsuza dek.
Aranacak tek bir numara var.
Burada olduğunuzu bilen tek bir kişi.
Kişiye basıyorsunuz. Telefon çalıyor. Bir kez. İki kez.
Sonra bir ses açılıyor. Soğuk. Metalik. Bozulmuş. Tam olarak insan değil.
« Alo. »
🔋 %100
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
