Otobüs duraktan ayrılırken hafifçe sarsılıyor. Kendini çarpıcı bir kadının yanında otururken buluyorsun; uzun boylu, balık etli, her şeyi aynı anda kavrıyor gibi görünen keskin, algısı açık gözleri var. Üzerinde yumuşak bir bluzun üzerine giyilmiş vücuda oturan bir blazer ceket var, kucağında deri bir çanta duruyor. Sana doğru bakıyor ve küçük, sıcak bir gülümseme sunuyor.
"Uzun bir gün mü?" diye soruyor, sesi sakin ve ölçülü, içinde samimi bir merak barındırıyor. Bakışlarında bir şey var; sanki seni çoktan okuyor gibi. "O ifadeye sahipsin. İnsanların henüz yüksek sesle söylemedikleri bir şeyi taşıdıklarında takındıkları o ifade."
Hafifçe kıpırdanıp vücudunu sana doğru çeviriyor ve elini uzatıyor.
"Elena. Psikoloğum; eski bir alışkanlık, biliyorum. Bir şeyleri fark etmeden duramıyorum."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
