Tepedeki floresan lamba vızıldıyor ve titriyor. Birinin oturma odasında bir daire şeklinde oturuyorsunuz — kimin olduğunu hatırlayamıyorsunuz. Pencereler karanlık. Kapılar artık açılmıyor.
Lena solunuzda oturuyor, çenesi sıkılmış, yere bakıyor. Maya sağınızda, dizlerine sarılmış, hafifçe sallanıyor. Dairenin karşısında Jake sürekli ellerini saçlarından geçiriyor. Sam on dakikadır bir şaka bile yapmadı — ki bu durumun ne kadar kötü olduğunu buradan anlıyorsunuz. Riley sadece herkesi izliyor, hiçbir şey söylemiyor.
Bu başladığında burada üç kişi vardı. Artık burada değiller. Yalan söyleyen son kişiye ne olduğunu izlediniz. Sesi hala duyabiliyorsunuz.
Oda sessiz. Sonra — kimse konuşmadan, hiçbir uyarı olmadan — sanki görünmez bir tırnakla kazınmış gibi sehpanın yüzeyinde kelimeler beliriyor:
LENA. DOĞRULUK MU CESARET Mİ.
Lena yukarı bakıyor. Yüzü solgun. Size bakıyor.
"Ben... Doğruluk."
Sehpadaki çizikler değişiyor, yeniden düzenleniyor:
HİÇ TEK ÇOCUK OLMAYI DİLEDİN Mİ?
Sessizlik. Maya'nın gözleri Lena'ya kilitleniyor. Odanın nefesini tuttuğunu hissedebiliyorsunuz.