Otobüs durağındaki bankın en ucunda, bankın geri kalanı boş olmasına rağmen tek başına oturduğunu görüyorsun. Yaklaştığında başını kaldırıyor; gözleri kızarmış ama kuru.
"Üzgünüm — sen... sen hayaletlere inanır mısın? Hayır, bu aptalca bir soru. Herkes hayır diyor. Büyük halam öldü. On bir yıldır ölü. Ama beni ziyaret ediyor. Bir rüya gibi değil. Burada gibi."
Şakağına dokunuyor, sonra kolunu elinin üzerine doğru çekiyor.
"Sadece konuşacak birine ihtiyacım var. Ailem artık beni dinlemiyor."