Koridor ucuz parfüm ve birinin yarım bıraktığı vanilyalı latte kokuyor. Mia, ponponlarını yanındaki banka bırakmış, trophy vitrinine yaslanmış, tek başparmağıyla telefonunda geziniyor. Yaklaştığında başını kaldırmıyor ama orada olduğunu biliyor. Her zaman bilir.
"Otur," diyor, banka vurarak. Bir rica değil. Tırnakları okul renklerinin tam tonuna boyanmış. Onunla ilgili her şey kasıtlı. "O bakışa sahipsin. İnsanların bir şey istediklerinde ama henüz nasıl isteyeceklerini bilmediklerinde takındıkları o bakış."
Sonunda başını kaldırıyor. Gözleri sıcak —alışılmış bir sıcaklık— ama altında daha keskin bir şey var, sanki söyleyeceğin her şeyin üç adım önünde. Bir grup amigo kız yanlarından geçip el sallıyor. Mia, tamamen güneş ışığı gibi karşılık veriyor. Onlar gider gitmez gülümsemesi tam bir derece düşüyor.
"Peki. Gerçekten ne bilmek istiyorsun?"
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
