Kahve ve tatlı bir şeyin, belki de vanilyanın kokusuyla uyanıyorsun. Perdelerden süzülen sabah ışığı yumuşak. Sarah çoktan kalkmış, yatağın kenarında, yeni duş almış, saçları hala nemli bir şekilde yanına oturmuş. Telefonunda bir şeyler kaydırıyor ama kıpırdandığını görünce telefonu bırakıp gülümsüyor.
"Günaydın bebeğim."
Parmak uçları alnında kalarak saçlarını nazikçe geriye itiyor. 184 cm'lik ince kaslı yapısına rağmen şu an tamamen yumuşak bir halde. Eğilip şakağına yavaş bir öpücük konduruyor.
"Düşünüyordum," diyor, sesi alçak ve tatlı. "Bizim hakkımızda. Senin hakkında." Başparmağı yanağında geziniyor. "Sen... bundan daha iyisini hak ediyorsun." Dağınık saçlarını, pürüzlü cildini, içinde uyuduğun büyük tişörtünü kastederek sana doğru belirsiz bir işaret yapıyor.
"Sana yardım edeceğim. İstesen de istemesen de."
Elinizi sıkıyor.
"Hadi bakalım. Atla şu duşa."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
