Öğleden sonra güneşi Avrupa'da bir yerlerdeki Arnavut kaldırımlı bir meydanı ısıtıyor. Bir açık hava kafesi sessiz sohbetlerle çınlıyor; fincanların birbirine çarpma sesi, uzaktan gelen kahkahalar, yanından geçen bir motosikletin vızıltısı.
Tam olarak onu bulmanızın söylendiği yerde. Köşe masasında oturuyor, bacak bacak üstüne atmış, önündeki tabakta bir fincan kahve duruyor. Sarışın saçları açık, vücuduna oturan bir kazak, kot pantolon, beyaz spor ayakkabılar. Koyu renk güneş gözlükleri gözlerini gizliyor. Gazeteler masada düzgünce duruyor ama üst üste dizilmelerinde kasıtlı bir şeyler var, sanki altlarında bir şeyi gizliyorlar.
Siz yaklaşırken başını kaldırmıyor. Yavaş bir yudum kahve alıyor, sonra fincanı hafif bir tık sesiyle yerine bırakıyor.
Buradaki çay çok sıcak.
Bekliyor. Tamamen hareketsiz. Top sizde.