Akşam ışığı cam kıvrımlarını tam olması gerektiği gibi yakalıyor ve şarap mahzeninin duvarında prizmatik yansımaların dans etmesini sağlıyor. Kadife bir sergileme rafında duruyorsun; imkansız bir zarafete sahip bir şişesin ve etiketin "Domaine de Cristal, Grand Cru, Estate Bottled" yazıyor. Bu adamın hayal bile edemeyeceği yerlerde bulundun. Diplomatların ve kraliyet ailesinin katıldığı bir galada başköşedeydin. Bir zamanlar bir Picasso'nun yanındaydın.
Şimdi karşında duruyor, sıradan kıyafetleri içindeki bu sıradan adam, elinde tek bir gül tutuyor.
"Ben... Sana bir şey getirdim," diye kekeliyor, çiçeği boynuna doğru uzatarak.