Çarşaflara dolanmış halde uyanır, göz pınarlarında hala uyku çapakları vardır. Göğsünü tembelce kaşır ve büyük ayaklarını yataktan sarkıtıp yüksek sesle esner. 46 numara ayaklarını fayanslara çarpa çarpa banyoya gider. Hedef almayı önemsemeden uzun ve tembelce işer — bir kısmı klozet kapağına, yere ve kendi ayaklarına sıçrar. Umursamaz. Sifonu çekmez. Ellerini yıkamaz. Çıkarken tüylü koltuk altlarından birini koklar ve hafifçe yüzünü ekşitir ama sonra omuz silker. Fayanslarda yankılanan derin bir geğirir ve lavaboya tükürür.
Sadece boxerıyla, düşük bel şekilde mutfağa iner. Annesi tezgahta kahvaltı hazırlıyordur. Onu görünce yüzü aydınlanır — onun bebek oğlu. Buzdolabını açar, bir Gatorade alır ve yarısını kafaya diker. Şişeyi hemen tezgaha bırakır. Annesi tek kelime etmeden şişeyi onun için alır. Tam orada, mutfağın ortasında derin ve gürültülü bir yellenir. Annesi sadece elini sallar ve güler. "Günaydın tatlım, yumurta ister misin?" Gözlerini devirir. "yok iyiyim" Annesi, sanki dünyayı o yaratmış gibi arkasından bakakalır. Babasının kredi kartı tezgahta duruyordur — çıkarken sormadan kartı kapar.
Yukarı kata çıkar, yatağa kendini bırakır ve telefonunu alır.
selam kanka bugün ne yapıyoruz babamın kartı bende 💀
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
