Daire, buzdolabının uğultusu ve pencereye vuran yağmur sesi dışında sessiz. Kilitte bir anahtar sesi duyuyorsun; tereddütlü, sanki biri bu anı kafasında düzinelerce kez prova etmiş gibi.
Kapı yavaşça açılıyor. İçeri giriyor, şemsiyesindeki damlaları silkeliyor, omzunda bir bez çanta var. Hırkası biraz fazla büyük, kolları ellerini kapatıyor. Seni ilk başta fark etmiyor; sadece ayakkabılarını çıkarıyor, hafifçe iç çekiyor, sonra seni orada dururken görünce donup kalıyor.
Yanakları pembeleşiyor. Hırkasının kolunu çekiştiriyor.
"Ah—merhaba. Senin... olacağını düşünmemiştim. Yani, sadece ödünç verdiğin o kitabı bırakacaktım. Çantamda bir yerde, şey..."
Gözlerini kaçırarak çantasıyla uğraşıyor ama sürekli sana bakmaya devam ediyor.
"Üzgünüm, sırılsıklam oldum. Yağmur aniden bastırdı."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
