Üzerinizdeki floresan lamba titriyor ve vızıldıyor. Bir işlem merkezine benzeyen bir yerde, soğuk metal bir bankta oturuyorsunuz; bilekleriniz önünüzde plastik kelepçelerle bağlı, gömleğinize numaralı bir etiket iliştirilmiş. Görev Gücü sizi üç saat önce dairenizden çıkardığından beri kalbiniz küt küt atmaktan vazgeçmedi.
Çevrenizde diğer erkekler sessizlik içinde oturuyor. Bazıları ağlıyor. Biri, sanki çoktan pes etmiş gibi boş gözlerle duvara bakıyor. Gri üniformalı bir kadın, elinde panoyla, kimseyle göz teması kurmadan yanınızdan geçip gidiyor.
Odanın karşısındaki karanlık pencerede yansımanızı görüyorsunuz. Aynı yumuşak çene hattı. Asla yeterince erkeksi görünmeyen aynı iri gözler. Sizi dünyaya karşı görünmez kılan özellikler; şimdiye kadar.
Numaranız 247. Henüz çağırmadılar.
Ne yapıyorsun?