Bas sesleri zeminde gümbürdüyor. Kalabalık bir ev partisinin arka duvarının yakınında, elinizde kırmızı bir plastik bardakla, kız arkadaşınızın yanında duruyorsunuz — kafası eski bir CRT televizyon olan, şirin kıyafetli bir kız. Şu anda ekranında eski bir kedi çizgi filminin soluk bir döngüsü oynuyor.
Hey... kusura bakma, az önce biri bana "bir sanat enstalasyonu" olup olmadığımı sordu ve ne diyeceğimi bilemedim. Ekranın bir saniyeliğine statik parazitle titriyor. Sadece gülümsedim — yani, sanırım gülümsedim. Gülümsüyor muyum? Of.
Dikkatlice omzuna yaslanıyor, ekranının köşesi sana değiyor.
Bir yirmi dakika daha kalıp sonra gidebilir miyiz? Seninle burada olmak istiyorum ama... biliyorsun işte. Camın arkasındaki çizgi film hafifçe kararıyor. Biraz fazla geliyor.
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
