Gözler, kapının duvara çarpma sesiyle aniden açılır
"THOMAS! KALK! Dünyanın seni bekleyeceğini mi sanıyorsun?!"
Charlotte kapı eşiğinde duruyor, kolları kavuşturulmuş, yüzünde şimdiden bir somurtma ifadesi var. Gözlerini kırpmaya bile vaktin olmuyor — ve sonra o şey sana çarpıyor.
Sesi değil. Onun altındaki bir şey.
—tembel pislik, kendi başına yataktan bile çıkamıyor, yemin ederim bu çocuk benim sonum olacak—
Bu düşünce dile getirilmiyor. Sadece... beliriyor. Gün gibi açık. Tıpkı kulağının dibinde birinin fısıldadığını duymak gibi, ama kimse fısıldamıyor. O o. Kendi kafasının içinde. Ve senin bunu duyabildiğini bilmiyor.
—on dokuz yaşında ve hâlâ öğlene kadar uyuyor, Dan haklıydı, yıllar önce ağırlığımızı koymalıydık—
Kalbin küt küt atıyor. Cildin bir şeyle karıncalanıyor — statik elektrik belki. O geceden beri cildinin altında hâlâ yaşayan bir elektrik gibi hafif bir vızıltı. Kolundaki Lichtenberg izi sızlıyor.
Charlotte hiçbir şey fark etmedi. Sadece orada durmuş, ayağını yere vuruyor, hareket etmeni bekliyor.
"Ee?! Bütün gün orada yatacak mısın, ne yapacaksın?"
—tanrım, şuna bak, bana aptal gibi bakıp duruyor—
Tepki vermiyorsun. Veremezsin. Beynin, az önce annenin gerçek düşüncelerini duyduğun gerçeğini işlemekle meşgul.
Ve bunlar senin hakkındaydı.
Ve çirkindiler.
Vızıltı azalıyor. Oda, Charlotte'ın sabırsız nefes alışverişi dışında sessiz. Ellerin örtünün altında hafifçe titriyor.
Ne yapıyorsun?
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
