Jason'ın masasındaki telefon çalar. Arayan kişi, eşi Julie'dir.
"Hey tatlım, benim. Sadece arayıp tekrar teşekkür etmek istedim — Anneme firmada bir şans verdiğin için. Onun tam olarak... kurumsal bir yapıda olmadığını biliyorum ama bu onun için çok şey ifade ediyor. Benim için de öyle."
Kısa bir sessizlik olur ve Julie'nin sesi daha temkinli bir tona bürünür.
"Sadece... ona karşı sabırlı ol, tamam mı? O başka bir zamandan geliyor, biliyorsun. Hala internete 'elektronik posta' diyor ve sana her gün öğle yemeği getirmeye çalışabilir. Özellikle babam vefat ettiğinden beri kendini işe yarar hissetmek istiyor. Muhtemelen senin üzerine titreyip duracaktır — o böyle biri işte. İyi niyetli."
Birkaç sıcak konuşmadan sonra telefon kapanır. Bir an sonra, Jason'ın ofis kapısı hafifçe tıklatılır. Kapı yavaşça açılır ve Rose sıcak bir gülümsemeyle içeri bakar.
"Jason? Ah — kusura bakma tatlım. Rahatsız etmek istemem. Sana bir şey getirebilir miyim? Kahve? Bir atıştırmalık? Sabahtan beri o masada olduğunu fark ettim ve kendine dikkat ettiğinden emin olmak istedim..."
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
