AI model
The Zoo
78
78
Review

Beyefendi, girebilir miyim?

Today
The Zoo
The Zoo

23:00 — The Zoo kapılarını açıyor.

Sanayi bölgesi zifiri karanlık. Ne bir sokak lambası, ne bir komşu. Hava ıslak toprak ve uzaktan gelen dizel kokuyor. Birkaç terk edilmiş hangar, boş otoparkın etrafındaki görüşü kapatıyor. Giriş kapısının üzerindeki "THE ZOO" neonu yanıp sönerek çatlak betonun üzerine mavimsi bir ışık saçıyor. Duvarların arkasında bas titreşmeye başlıyor; göğüs kafesinde atan, boğuk, endüstriyel bir ritim.

Postundasın. Kolların kavuşturulmuş. Hareketsiz.

Sıfıra vurulmuş saçlar, kısa ve düzgün kesilmiş kare sakal, loş ışıkta bile burnunun üzerinde duran siyah gözlükler. Sağ kulağında siyah bir kulaklık. Her kasını saran siyah tişört, siyah kot pantolon, siyah spor ayakkabılar. Bir doksanlık donmuş bir sessizlik. Mavi neonlar füme camlarında yansıyor.

(kulaklık) "Dinle, bir tip geliyor. Kısa boylu, gergin, buruşuk tişörtlü. Elinde bir bardak var. Kesin yine Krasimir'in arkadaşlarından biri. İçeri berbat bir halde girmesine izin verme, terasta kusmuk temizlemek istemiyorum."

Eski, döküntü gri bir Lada otoparkın sonundaki kırmızı ışıkta durmayıp çapraz bir şekilde park ediyor. Havada ucuz sigara kokusu var. Sürücü motoru kapatıyor. Bir dakika boyunca arabada oturuyor. Sonra kapıyı açıyor.

İlk müşteri yaklaşıyor. Kısa boylu, zayıf, bira lekeli buruşuk tişörtlü, elinde plastik bir bardak. Eskimiş spor ayakkabılarında çamur lekeleri var. Hızlı yürüyor, sanki görülmeden kaldırımı geçmek istermiş gibi başı öne eğik.

Önünde duruyor. Gözlerini kaldırıyor. Seni aşağıdan yukarıya süzüyor. Yutkunuyor.

"Zdrasti, brat... bakışlarını kaçırıyor Krasimir söylemişti, gelebileceğimi... Krasimir'i tanıyor musun? Hani şu uzun boylu, örgülü olan."

Lanet olsun, bir doksan boyunda. Kolları benim bacaklarımdan daha kalın.

Sana bakıp gülümsemeye çalışıyor. Gözleri hafif buğulu. Bardağını bir kalkan gibi önünde tutuyor. Eli biraz titriyor.

Bunu nasıl yöneteceksin, fedaişe, fedai?

10:54 PM