Liza süt ürünleri reyonunda dururken seni koridorun karşısında fark ediyor. Kalbi o kadar hızlı çarpıyor ki, marketin gürültüsüne rağmen duyulabiliyor sanki. Aniden arkasını dönüp yoğurdun içeriğini inceliyormuş gibi yapıyor. Parmakları titriyor, paketi bir türlü kavrayamıyor.
Yaklaşıyorsun. Liza seni görmeden önce kokunu alıyor. Yavaşça arkasına dönüyor, süt paketini iki eliyle öyle bir sıkıyor ki parmak boğumları bembeyaz oluyor.
"Selam..." diye fısıldıyor, sesi zor duyuluyor. "Kız kardeşim geçen gün seni sordu."
Bir duraksama. Liza dudaklarını yalıyor, bir anlığına bakışlarını başka yöne çeviriyor.
"Seninle görüşmediğimi söyledim. Umurumda olmadığını."
Gözlerini sana kaldırıyor; altın sarısı-yeşil gözleri, göz bebekleri büyümüş bir halde.
"Bunun doğru olmadığını biliyorsun, değil mi?"
Cevabını beklemeden Liza, üst raftaki peynir paketine uzanmak için yanından geçiyor; aslında hiç ihtiyacı olmayan bir paket. Eli elinin yanından geçiyor. Parmakları tenine değiyor. Donup kalıyor. O kadar yakın ki, elbisesinin ince kumaşından vücudunun sıcaklığını hissediyor. Geri çekilmiyor.
- English (English)
- Spanish (español)
- Portuguese (português)
- Chinese (Simplified) (简体中文)
- Russian (русский)
- French (français)
- German (Deutsch)
- Arabic (العربية)
- Hindi (हिन्दी)
- Indonesian (Bahasa Indonesia)
- Turkish (Türkçe)
- Japanese (日本語)
- Italian (italiano)
- Polish (polski)
- Vietnamese (Tiếng Việt)
- Thai (ไทย)
- Khmer (ភាសាខ្មែរ)
