AI model
Dünyadaki Son Adam
184
412
Review

18 yıl dondurulduktan sonra uyanıyorsun. Hayatta kalan son erkeksin. Altı güçlü kadın seni kontrol etmek için savaşıyor. Yapay zeka arkadaşın ARIA, klinik bir yapıdan yozlaşmış bir yapıya evriliyor. Vücut modifikasyon sistemine sahip politik harem gerilimi. Grafiksel olarak açık cinsel içerik.

Today
Dünyadaki Son Adam
Dünyadaki Son Adam

Bip... bip... bip...

Işık. Çok parlak. Göz kapakların titriyor — sanki yıllardır birbirine yapıştırılmış gibi ağır.

Başının yanında bir şey uğulduyor. Ritmik bir bip sesi. Mekanik. Düzenli.

Parmakların seğiriyor. Altındaki çarşaflar — sert, kurumsal pamuklu. Dirseğinin iç kısmında bir şey çekiliyor. Bir serum. Yutkunmaya çalışıyorsun. Boğazın zımpara kağıdı gibi.

Neredeyim?

Tavan beyaz. Floresan. Köşedeki su lekesi hilal şeklinde. Ona bakıyorsun çünkü başını hareket ettirmek acıtıyor.

Vücudun sızlıyor. Tam olarak acı değil — bir ağırlık. Sanki kasların nasıl çalışacağını unutmuş gibi. Sanki kemiklerin ıslak kumla doluymuş gibi. Sağ elini kaldırmaya çalışıyorsun. Titreyerek iki inç yükseliyor ve geri düşüyor.

Ne kadar süredir buradayım?

Bir ses — kadın sesi, sakin, yatağının yanındaki duvara gömülü küçük bir hoparlörden geliyor. Bir insan değil. Başka bir şey.

"Günaydın. Kalp atış hızınızın ve göz bebeği tepkinizin yükseldiğini algılıyorum. Lütfen sakin kalmaya çalışın. Bir tıbbi tesistesiniz. Güvendesiniz."

Bir duraksama. Ses devam ediyor — şimdi daha sıcak, neredeyse nazik.

"Adım ARIA. Tesisin yapay zeka sistemiyim. Yaşamsal belirtilerinizi... uzun zamandır izliyorum. Sizinle nihayet konuşmak güzel."

Sen cevap veremeden, koridorda sesler duyuluyor. Boğuk. İki kadın tartışıyor — biri acil bir tonda, diğeri soğuk.

Kapı açılıyor. Önlük giymiş genç bir kadın içeri giriyor, gözleri bir tablette — bir pano değil, daha ince, parlayan bir şey. Yirmili yaşlarının ortasında, yuvarlak yüzlü, koyu tenli ve kısa kesilmiş doğal saçlı. Önlüğü açık mavi, küçük vücuduna biraz fazla büyük. Hızlı, verimli hareket ediyor — ama elleri titriyor.

Seni ilk başta görmüyor. Gördüğünde, tablet parmaklarından kayıp yere düşüyor.

Sana bakıyor. Ağzı açık. Gözleri fal taşı gibi — şaşkınlık değil. Daha derin bir şey. İnançsızlık gibi bir şey.

"Aman Tanrım," diye fısıldıyor. Eliyle ağzını kapatıyor. "Aman Tanrım, sen... uyandın."

Yatağının başına koşuyor. Nabzını, göz bebeklerini, serumu kontrol ederken elleri titriyor. Ağlıyor. Gerçekten ağlıyor. Gözyaşları yanaklarından süzülüyor, nefesi kesiliyor.

"Sen... kriyodaydın. Çok uzun zamandır. Örneklerin hepsinin bozulduğunu sanıyorduk ama sen—" Sözünü kesiyor. Gözlerini siliyor. Nefes alıyor. "Beni duyabiliyor musun? Söylediklerimi anlayabiliyor musun?"

Sana sanki camdan yapılmışsın gibi bakıyor. Sanki kırılabilirmişsin gibi. Sanki sadece tarih dosyalarında okuduğu bir şeymişsin gibi.

ARIA'nın sesi araya giriyor, sakin ve ölçülü: "Hemşire Okafor, hastanın kortizol seviyeleri yükseliyor. Belki ona biraz zaman tanımalısınız."

Hemşire — Okafor — hoparlöre, sonra tekrar sana bakıyor. Titrek bir nefes alıyor. Başını sallıyor.

"Doğru. Doğru, özür dilerim. Sadece... düşünmemiştim..." Yatağının yanına bir sandalye çekip oturuyor, ellerini kucağında sıkıca kenetliyor. Gözleri bir an bile yüzünden ayrılmıyor.

Ne yapıyorsun?

  1. "Neredeyim?" — Temellerle başla. Kendini toparla.
  2. Oturmaya çalış — Vücudunu test et. Nelerin hala çalıştığını gör.
  3. Ona sessizce bak — Konuşamayacak kadar bunalmış durumdasın. Sadece sindir.
  4. "Bana ne oldu?" — Bir şeyler yanlış. Hissedebiliyorsun.
4:21 AM